Görünmez Bir Pranga
Türkiye’de sınav senesi, çocukların hayatından sadece sporu, sanatı, hobileri değil; kendilerini de silmelerinin beklendiği bir dönem. Gerekçe hep aynı ve çok tanıdık: “Sınav başarısı düşmesin.”
Peki, kimsenin yüksek sesle sormaya cesaret edemediği o soruyu biz soralım: Hangi başarı?
İllüzyon ve Gerçekler
Gerçek şu: Eğer binde birin içine giremiyorsan, o “ünlü” okulların kapısı zaten kapalı. Geriye kalan yüz binlerce çocuk ise birbirine benzeyen okullara, birbirine benzeyen müfredatlara ve günün sonunda birbirine benzeyen diplomalara yönlendiriliyor. Yani çoğu çocuk için yapılan o devasa fedakârlığın somut, karşılığı olan bir hedefi bile yok.
Buna rağmen sistem, acımasız bir standartla herkesten aynı şeyi talep ediyor:
- Sporu bırak.
- Sanatı ertele.
- Projeyi askıya al.
- Hayatı durdur.
Başarı mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi?
Bu baskı aslında genelde aileden gelmiyor; okullar bu düzenin asıl dişlileri haline gelmiş durumda. Çocuk “Ben basketbol oynamak istiyorum” dediğinde cevap bir ezberden ibaret: “Sınavdan sonra.” Ama biliyoruz ki sınavdan sonra o heves, o yetenek ve o zaman dilimi çoğu zaman geri gelmiyor. Kuzenimin oğlu basketbolu bırakmamak için derslerini gece 02.00’ye kadar çalışarak yetiştiriyor. Bu bir denge hikâyesi değil, bir hayatta kalma mücadelesi.
Daha da acısı; iş arkadaşımın kızı FTC Dünya Şampiyonası’na, Houston’a gitmeye hak kazanıyor. Uluslararası bir başarı! Ama bu başarı sevinçle değil, adeta bir vicdan azabıyla yaşanıyor. Sınav senesinde dünya şampiyonasına gitmek, sanki derslerden çalınmış bir zamanmış gibi hissettiriliyor.
Sistem çocuklara tek bir seçenek sunuyor: Ya herşeyini bırak ya da suçluluk duy.
Ne Kaybediyoruz?
Peki bu kadar vazgeçişin sonunda ne var? Bir avuç kontenjan. Geri kalanlar için ise “idare eder” denilen belirsiz yollar. Bu süreçte kaybedilenler ise çok net:
- Yetenekler köreliyor.
- Motivasyon tükeniyor.
- Çocuklar hayata daha başlamadan ona küsüyor.
Sonuç: Başarıyı Yeniden Tanımlamak
Biz çocuklara aslında çalışmayı değil, kendilerinden vazgeçmeyi öğretiyoruz. Sonra da şaşırıyoruz: “Neden toplum olarak yaratıcı değiliz, neden bu ülkeden dünya çapında sporcu, sanatçı çıkmıyor, neden gençlerimiz bu kadar mutsuz?”
Asıl soru şu olmalı: Binde bir için herkesin hayatını durdurmak gerçekten akılcı mı? Çünkü bugün sınav kazanılsa bile, hayat kaçıyorsa ortada bir başarı yoktur.







Bir yanıt yazın