TV’nin Negatif Elektriği ve Annemin Direnişi 

TV’nin Negatif Elektriği ve Annemin Direnişi 

TV’nin Negatif Elektriği ve Annemin Direnişi 

Sabah kahvenizi elinize alıp TV’yi açıyorsunuz. Bir yanda Halk TV, Sözcü TV… Her haber sanki dünyanın sonu gelmiş, kıyamet kopmak üzereymiş gibi sunuluyor. Diğer yanda ATV; her şey toz pembe, herkes zengin, dert tasa yokmuş gibi bir masal anlatıyor. Oysa gerçek hayat o iki ekranın da dışında akıyor: İnsanlar trafiğe giriyor, faturalarını ödüyor, işine gidiyor.

Bu ekranlardan sızan negatif elektrik, insan ruhunu fark ettirmeden kemiriyor. Saatlerce o ağır dramatik tona maruz kalmak, beynimizi kapkara bir bulut gibi sarıyor. Sonuç? Daha depresif, daha kaygılı ve en kötüsü de daha umutsuz bir toplum.

Politik Labirent ve Alternatifsizlik Belli bir yaşın üzerindeki kuşak için TV sadece bir kutu değil, dünyaya açılan tek pencere. Sosyal medya onlar için karmaşık, internet ise “güvenilmez” bir orman. Haber kanalları bu mecburiyeti çok iyi biliyor; dramı köpürtüyor, krizleri devleştiriyor. İnsanlar farkında olmadan kendi özgür iradelerini o parlak camlara teslim ediyor. Bu, kolektif bir olumsuz enerji üretimi; adeta bir kitle depresyonu.

Gülmeyi Ciddiyetsizlik Sananlar Bizim üst jenerasyonumuzda ilginç bir direnç var: Komediye mesafeliler. Sanki kahkaha atmak, hayatın o ağır yüküne ihanet etmekmiş gibi bir ciddiyet maskesi takıyorlar. TV kanalları da bu açığı absürt, içi boş reyting komedileriyle doldurmaya çalışıyor. Ama ana akım hep aynı: Ciddi yüzler, gergin tartışmalar, bitmeyen kavgalar… Bu “dikkat et, olaylar ciddi” modu, hayatın en büyük ilacı olan mizahı kapı dışarı ediyor.

Annemin 10 Yıllık Halk TV Direnişi Bundan tam 10 yıl önce annemin doktoru, aslında hepimize verilmesi gereken o reçeteyi yazmıştı: “Halk TV izleme, Flash TV izle, halay çek.” Ama annem hâlâ Halk TV’den kopamıyor. Her dramatik haberde gözleri doluyor, “ülke elden gidiyor” diye iç çekiyor ama ne zaman Flash TV’yi görse “ay çok sıkıcı, çok boş” diyerek kapatıyor. İşte TV bağımlılığı böyle bir şey; insan ruhu bir süre sonra o karanlıktan beslenmeye başlıyor.

Çıkış Yolu: Kendi Pencerenizi Siz Açın Aslında kurtuluş mümkün: TV’nin o hipnotize edici etkisinden uzaklaşmak. Sosyal medyada doğru kaynakları filtrelemeyi öğrendiğinizde, haber almak bir işkence olmaktan çıkıyor. Kendi bilgi kaynaklarımızı seçme özgürlüğü, bizi o karanlık haber bulutlarından koruyor.

Sabah kahvesi + tarafsız haber + dozunda mizah… Gününüzü ele geçirmek isteyen o negatif elektrik akımına karşı en güçlü kalkan bu. Annelerimiz hâlâ o ekranlardaki kurgulanmış dramları izlerken, biz kendi ruh sağlığımızı korumak zorundayız.

Sonuç Olarak: Hayat, ekranların bize dayattığı o ağır dramadan çok daha geniş. TV’nin manipülasyonu, üst jenerasyonun teknolojiye mesafesi ve toplumun gülmeye olan direnci birleşince devasa bir negatif ağ oluşuyor. Ama ironiyle, mizahla ve aramıza koyduğumuz o sağlıklı mesafeyle bu karartılmış dünyada nefes alabiliriz.

Kim bilir, belki bir gün biz de “bu çocuklar neden sürekli telefona bakıyor?” diyen o jenerasyonun içinde olacağız. Ama o gün geldiğinde bile, elimizde bir bardak kahve ve yüzümüzde bir kahkaha olacak. 

tv'nin negatif elektriği, medya psikolojisi, haber bağımlılığı, jenerasyon farkı, medya manipülasyonu, ruh sağlığı, toplum ve tv, mizahın gücü, dijital kaçış

Hayatın Kendisi Bu…

Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

Hayatın Kendisi Bu...

Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

Okumaya Devam Edin