
Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!
Bugün aynı zamanda dünya şiir günü, ırk ayrımı ile mücadele günü ve dünya ormancılık günü
Ama benim tatlımın doğumgünüü eveet 🙂
Pınar
Bu yorum yazar tarafından silindi.
[…] Eskiden yıl “Kasım, 180 gün” ve “hızır, 185 gün” olarak ikiye ayrılırdı. Kasım; Kasım ayının sekizinde başlar, 46′sında erbain, (bu konuyu başka bir yazımızda işlemiştik,hatırlarsanız pek de sevimli bir konu değildi) 86′sında da hamsin girer, kışın en soğuk 90 günü böylece geçerdi. Cemrelerin ilkinin, Kasımın 105′inde (19-20 Şubat) “havaya”, ikincisinin Kasımın 112′sinde (26-27 Şubat) “suya”, üçüncüsünün de Kasımın 119′unda (5-6 Mart) “toprağa” düştüğüne inanılırdı. Halk arasında cemrelere “Cemile kadın” da denir. Ancak aslında durum pek de böyle değil bilimsel açıdan. Bilim insanı Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu konuyu şu şekilde açıklıyor. Güneş ışınları atmosferimizi doğrudan ısıtmaz : Yeryüzeyi, güneş ışınlarını yutarak önce kendi ısınır., sonra atmosfer ısıtır. Açık bir günde, atmosferin alt tabakasından geçen güneş enerjisi, yeryüzeyi tarafından yutulur. Dolayısıyla yeryüzeyi ısınır. Yüzeydeki hava ısındıkça, yüksekteki havadan daha az yoğun hale gelir. Isınan hava yükselir ve daha soğuk olan hava çöker. Yükselen hava, genişler ve soğur. Su buharı, bulut damlacıkları şeklinde yoğunlaşarak, hal değişim ısısından dolayı, havanın ısınmasını sağlar. Bu sırada dünya karbondioksit ve su buharı tarafından yutulup tekrar yayınlanan kızılaltı ışınları yayınlar. Gazların yoğunluğu, dünya yüzeyinde daha az olduğundan yutma işleminin büyük bir kısmı, yüzeye yakın katmanlarda gerçekleşir. Dolayısıyla atmosferin alt tabakaları aşağıdan yukarı doğru ısıtılmış olur. Yine büyükler derdi ki, “Cemre düştükten sonra kar yağmaz. Yağsa da tutmaz.” Ancak ben bunun da özellikle son yıllarda artık küresel ısınmanın etkisiyle mi, dünyanın dengesinin bozulmasıyla mı bilmiyorum, pek de geçerli olmadığı kanaatindeyim. Zira son yıllarda kar Ocak’ta Şubat’ta değil Mart’ta Nisan’da yağıyor ve öyle hemen de yerden kalkmıyor. Sonuç olarak bu kavramı atalarımızın bin yıllardır tecrübesiyle tespit ettiği bir hava değişimi gerçeği olarak kabul etmemizde sakınca yok. Ancak önce havanın, sonra suyun ardından da toprağın ısınmasının bu maddelerin yoğunlukları nedeniyle çok normal olduğunu ve bunu bir ilkokul çocuğunun deney yaparak da tespit edebileceği gerçeğini unutmamak gerek. “Yaşasın yaz geliyor ve havalar ısınıyor.” konulu motivasyon için kullanılabilecek güzel bir malzeme bence. Hepimize hayırlı olsun. Nevruz Bayramı: Baharın ve Yeni Yılın Kutlaması […]
Copyright © 2025 | Tüm Hakları Saklıdır.
Bir yanıt yazın