Geçmişe Yolculuk: 2000 Yıl Önce Yaşasaydık?

Geçmişe Yolculuk: 2000 Yıl Önce Yaşasaydık?

Geçmişe Yolculuk: 2000 Yıl Önce Yaşasaydık?

İtiraf edin…

Hepimiz en az bir kez şunu düşünmüşüzdür:

“Şu anki bilgilerimle 2000 yıl öncesine gitsem ortalığı kasıp kavururum.”

Kralın danışmanı olurum. İnsanlara bilimin nimetlerini anlatırım. Birkaç icat yapar, tarihin akışını değiştiririm.

Hatta belki kralın sağ kolu olur, ülkenin ekonomisini düzeltir, tarımı geliştirir, sağlık sistemini baştan kurarım.

Sonuçta bugünün insanıyım. İnternet kullanıyorum. Telefonum var. Yapay zekâya soru soruyorum.

Benden iyisi mi var?

Bir dakika…

Gerçekten var mı?

Kral mı Olurduk, Yoksa Sarayın Delisi mi?

Diyelim ki 2000 yıl öncesine gittik. Kendimizi bir kralın huzurunda bulduk.

Kral sordu:

“Ey yabancı! Seni diğer kullarımdan ayıran nedir?”

Biz de özgüvenle cevap verdik:

“Majesteleri, ben geleceğin insanıyım. Hastalıkların mikroorganizmalar yüzünden oluştuğunu biliyorum.”

Kral şaşırdı:

“Mikro… ne?”

“Mikroorganizmalar. Gözle göremediğimiz canlılar.”

“Göremiyorsun ama var olduklarını biliyorsun?”

“Evet.”

“Nasıl biliyorsun?”

İşte tam o anda hayatımızın en zor mülakatına girmiş olduğumuzu fark ettik.

“Mikroskopla görüyoruz.”

“Neyle?”

“Mikroskopla.”

“Peki, nerede bu mikroskop?”

Burada kısa bir sessizlik.

“Henüz icat edilmedi, majesteleri.”

Kral muhafızlarına döner:

“Bunu bir süre gözaltında tutun. Ne söylediğini kendisi de bilmiyor olabilir.”

Bütün mesele bu işte. Bugün son derece doğal karşıladığımız bilgiler, 2000 yıl önce hiçbir şey ifade etmeyebilir.

Elektrikle geceleri gündüze çevirebileceğimizi söylesek de durum pek farklı olmazdı.

“Peki, nasıl yapacaksın?”

“Jeneratörle.”

“Nerede?”

“Yok.”

“Elektrik kabloları?”

“Yok.”

“Lamba?”

“O da yok.”

Kralın yerinde olsam ben de şüphelenirdim.

Belki dünyayı değiştiremezdik ama sarayda dedikodusu uzun süre sürecek bir yabancı olacağımız kesin.

Elektriği Biliyoruz da Bir Jeneratör Yapabilir miyiz?

Şimdi geçmişe gitme meselesini bir kenara bırakalım ve kendimize biraz daha zor bir soru soralım.

Elektriğin nasıl çalıştığını biliyor muyuz?

Çoğumuz “Evet,” diyecektir.

Peki, evdeki elektrik kesilse sıfırdan bir jeneratör yapabilir miyiz?

Bakırı nasıl saflaştıracağımızı, gerekli malzemeleri nasıl üreteceğimizi, bir elektrik devresini nasıl kuracağımızı biliyor muyuz?

Yoksa ilk işimiz elektrik şirketini aramak mı olur?

Gerçi 2000 yıl önce elektrik şirketi de yok. Müşteri hizmetleri de yok. Şikâyetimizi iletecek bir CİMER bile yok.

Kralın kapısına dayanıp “Elektriklerimiz üç gündür kesik!” diyecek halimiz de yok. Elektrik zaten henüz icat edilmemiş.

Penisilinin hayat kurtardığını biliyoruz. Ama uygun bir laboratuvar olmadan penisilin üretip güvenli bir tedaviye dönüştürebilir miyiz?

İnterneti kullanıyoruz. Ama interneti sıfırdan kurabilir miyiz?

Bir otomobilin anahtarını çeviriyoruz, motor çalışıyor. Kaputu açınca da bir süre motorun karşısında derin düşüncelere dalıyoruz.

Sorun şu: Bir şeyin ne işe yaradığını bilmekle onu üretebilmek arasında epey mesafe var.

2000 yıl önce yaşasaydık, geçmişe yolculuk, insanlığın bilgi birikimi, bilim ve teknoloji, medeniyet tarihi, düşünce deneyi, insan zekâsı, teknoloji tarihi, bilgi ve öğrenme

Hayatın Kendisi Bu…

Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

Hayatın Kendisi Bu...

Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

Okumaya Devam Edin