Anne Cümleleri: Dilime Dolanan O Meşhur Replikler

Anne Cümleleri: Dilime Dolanan O Meşhur Replikler

Anne Cümleleri: Dilime Dolanan O Meşhur Replikler

Her şey geçen gün kendi kendime, “Boş oturma, ucundan tut da şu evin bir tarafını toparla,” dememle başladı. Evde kimse yoktu, yani o an birini azarlamamı gerektirecek bir durum da yoktu. Bir an durdum. Ses tonum, vurgum, o sitemkâr havam… Direkt annem gibiydim.

Ya da ben öyle sanıyordum.

Laf aramızda; annem aslında hiç de öyle “camı kapatın, çorap giyin, o fotoğraftaki kim” diyen, hayatı zindan eden o klasik disiplin kumandanlarından biri değildi. Ama ben bugün tam olarak o kadına dönüştüm ve suçu yüzsüzce anneme atıyorum. Çünkü böylesi daha kolay! “Anneme benzedim” demek, “Kendi kendime bu kadar kuralcı birine dönüştüm” demekten çok daha masum geliyor.

Suçu Anneme Atıp Kurduğum O Cümleler

Kendi kendime uydurduğum ya da annemden miras kaldığını iddia ettiğim (ama aslında tamamen benim olan) o replik dağarcığına bir bakalım:

  • “Ayağına çorap giy, yerler çekiyor!” (Annem yaz kış çıplak ayak gezerdi, ben şimdi terliksiz adım atana ceza kesecek gibiyim.)
  • “Aç karnına kahve içme, önce ağzına iki lokma bir şey koy.” (Midenin delinmesinden bizzat ben sorumluymuşum gibi bir ciddiyetle.)
  • “Oraya koymasaydın kaybolmazdı zaten!” (Dünyanın en sinir bozucu ama en sarsılmaz mantığı.)
  • “Ne modasıymış bu? Yırtık pırtık dolaşma modası mı olur?” (Eskiden ‘tarz’ dediğim her şey şimdi gözüme ‘dağınıklık’ gibi görünüyor.)

Hafiyelik ve Pasif Agresiflikte Yeni Seviye

Sadece sağlık uyarıları olsa iyi; sorgu sual kısmında da tam bir “eski toprak” gibi davranmaya başladım. Arkadaş çevremde biri yeni biriyle tanışsa hemen o sorular dökülüyor: “O fotoğraftaki kim? Nereden arkadaşın? Nerede okuyor? Annesi ne iş yapıyor?”

Sonra gelsin o meşhur sitemler:

  • “Tabii canım, biz hiçbir şeyi bilmeyiz, her şeyi siz bilirsiniz.”
  • “Aferin aynen böyle devam et, hiç söz dinleme, aferin!”
  • “Üf denmez anneye!” (Ki annem bana hiç böyle dememişti, ben kendi otoritemi korumak için uydurdum.)

“Anne Olunca Anlarsın” Kehaneti

Eskiden annemin “Ben sana değil çevreye güvenmiyorum” ya da “Akşama geç kalma, baban kızıyor” (aslında babamın haberi bile yok, ben kızıyorum) gibi cümlelerin arkasına sığınmasını izlerdim. Şimdi bakıyorum da, ben o cümleleri bir zırh gibi kuşanmışım.

Meğer o meşhur kehanet benim için biraz farklı işliyormuş: “Anne olunca anlarsın” dedikleri şey, aslında insanın içindeki o “her şeyi kontrol etme” isteğinin uyanmasıymış. Annem yapmadı belki ama ben, onun adını kullanarak kendi içimdeki o kuralcı kadını serbest bıraktım.

Kaçınılmaz Son: Yeni Nesil Anneliğimle Barışmak

Galiba bazı şeyler annene benzediğin için değil, hayatın iplerini eline aldığında “Ya bir aksilik çıkarsa?” korkusuyla başlıyor. Şimdi kendi cümlelerimin içinde annemi duyunca (aslında annemi değil, onun maskesini takmış kendimi duyunca) gülümsüyorum.

İtiraf edeyim… Suçu anneme atıp böyle “eski usul” söylenmek, evi o titiz gözlerle kolaçan etmek aslında çok eğlenceliymiş. Kendi kendime “Ohh, iyi ki doğurmuşum!” diyorum ama çaktırmıyorum. Şunu biliyorum: Annem böyle bir kadın değildi ama ben tam da böyle bir anne oldum. Ve dürüst olayım; bu halimle çok daha huzurluyum!

Peki sizin durumlar nasıl? Siz de benim gibi aslında hiç öyle olmayan annenizin arkasına sığınıp “Ben anneme çektim yaa” diye söyleniyor musunuz? Yoksa gerçekten genetik bir kurban mısınız? Yorumlarda itirafları bekliyorum!

anne cümleleri, kişisel gelişim, komik hikayeler, aile ilişkileri, itiraf, blog yazısı, annelik, nostalji

Hayatın Kendisi Bu…

Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

Hayatın Kendisi Bu...

Son yazılarımdan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

Okumaya Devam Edin